Türk Deniz Kuvvetleri: Stratejik hedef uçak gemisi!

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlanan “Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi” adlı belge ile Deniz Kuvvetleri’nin stratejik hedefleri gözler önüne seriliyor

Türk Deniz Kuvvetleri: Stratejik hedef uçak gemisi!
Türk Deniz Kuvvetleri: Stratejik hedef uçak gemisi! OzelKuvvet.com
Bu içerik 181 kez okundu.
Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından hazırlanan “Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi” adlı belge ile Deniz Kuvvetleri’nin stratejik hedefleri gözler önüne seriliyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU’nun önsözüyle başlayan “Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi”, hem Deniz Kuvvetleri personelinin doktrin birliğini sağlamak, hemde Türkiye’nin uluslararası arenadaki yönünü tayin eden ve savunma planlama faaliyetlerini yürüten karar vericilerden ilgili akademik çevrelere kadar muhtelif kesimleri Kuvvetimizin gelecek perspektifi hakkında bilgilendirmek üzere hazırlandığı belirtilirken Türk Deniz Kuvvetleri adına yürütülen şimdi ve gelecekteki projeler hakkında da değerlendirmelere yer verilmiş bulunuyor. DOĞU AKDENİZDE GÜVENLİK DURUMU Tarih boyunca uluslararası ticaretin en önemli kavşaklarından birisi olan Doğu Akdeniz, Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu’na mücavir Asya, Afrika ve Uzak Doğu ülkelerine uzanan deniz ulaştırma yollarının odak noktasıdır. Deniz ticaretimizin %25’inden fazlası Akdeniz limanlarımızdan yapılmaktadır. 2006 yılında hizmete giren Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı, Samsun-Ceyhan petrol boru hattı projesi ve Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattı, İskenderun Körfezi’ndeki liman tesislerimizin önemini artırdığı gibi, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi açısından da önem taşımaktadır. Uzun süreli İsrail-Filistin Sorunu ve Kıbrıs Sorununun yansımalarına maruz bulunan Doğu Akdeniz jeopolitiği, 2000’li yılların başından itibaren enerji odaklı gelişmelerle hareketlenmiş, 2010 yılından itibaren ise, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki ülkelerin siyasal sistemlerinde değişimlere yol açan iç çatışma ve karışıklıklar da bölgenin güvenlik ortamını etkilemeye başlamıştır. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının, uluslararası ticarete de konu olabilecek miktar ve nitelikte olduğunu gösteren araştırma ve tahminler, bölge ülkelerinin bu kaynaklardan istifade etme motivasyonunu artırmıştır. Akdeniz’in doğu havzasında, komşu ve karşı kıyıdaş devletler arasında kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırmasına ilişkin çok taraflı bir antlaşmanın bulunmaması nedeniyle, enerji odaklı gelişmeler deniz yetki alanlarının sınırlandırılması sorununu da beraberinde getirmiştir. Ege Denizi gibi yarı kapalı bir deniz olan Akdeniz’de de denize kıyısı olan devletlerin, deniz alanlarının sınırlandırılması dâhil, haklarını kullanırken ve görevlerini yerine getirirken birbirleri ile iş birliği yapma yükümlülüğü bulunmaktadır. Buna rağmen, GKRY’nin 2003 yılından itibaren, diğer bölge ülkelerinin haklarını göz ardı eden ikili antlaşmalar yapmak suretiyle bölgedeki enerji kaynaklarından azami derecede istifade etme gayreti, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları sorununun temelini oluşturmaktadır. GKRY; 2003 yılında Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da İsrail ile MEB sınırlandırma antlaşmaları yapmış, petrol araştırılması ve çıkartılması için ihaleler açmış, ruhsatlar vermiş, sondaj faaliyetleri başlatmıştır. GKRY’nin Doğu Akdeniz’de fiilî bir durum yaratma stratejisi çerçevesinde hayata geçirdiği bu uygulamalar sonucu, bölgedeki çok sayıda kıyıdaş ülkeyi ilgilendiren bir uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. GKRY’nin 2007 yılında Kıbrıs Adası’nın güneyinde belirlediği 13 adet sözde ruhsat sahasından 5 adedi, kısmen Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanı içinde bulunmaktadır. TÜRKİYE’NİN DENİZCİLİK SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER 8.985 km’lik kıyı şeridiyle üç tarafı denizlerle çevrili olan ve üç kıtanın etkileşim hatları üzerinde bulunan ülkemiz, küresel taşımacılık faaliyetlerinin büyük bir bölümünün gerçekleştirildiği deniz taşımacılığı alanında doğal bir avantaja sahiptir. Bu coğrafi avantajın yanında, Türkiye’nin ekonomik büyümesi de, taşımacılık talebini artırmakta ve denizciliğin geliştirilmesinde itici güç rolü oynamaktadır. Küreselleşen dünyaya hızlı bir şekilde entegre olan ülkemiz, dünya deniz ticareti içerisindeki payını kademeli olarak yıldan yıla geliştirmektedir Deniz ticaret filomuzun kapasitesi 30,3 milyon DWT’ye çıkarak dünya sıralamasında 13’üncü sıraya yükselmiştir. 15 yıllık gelişim ise 1000 GRT ve üzerindeki Türk deniz ticaret filosunun dört kat büyüdüğünü göstermektedir. Türk sahipli deniz ticaret filosunun, 10 yıl içinde, tonaj bazında 30 milyon DWT’den 50 milyon DWT’ye ulaşması ve dünyada ilk 10 ülke arasında yer alması hedeflenmektedir. “Denizci Millet, Denizci Ülke” hedefi doğrultusunda, 2035 yılına kadar ülkemizin, deniz ticaret filosu ve deniz yolu taşımacılığı, deniz yapıları (tersaneler, limanlar, marinalar vb.), denizde seyir, can, mal ve çevre emniyeti, denizcilik eğitimi, kültürü ve turizmi, Ar-Ge ve deniz teknolojileri alanlarının her birinde, bölgesinde lider, uluslararası denizcilik arenasında da ilk sıralarda yer alması hedeflenmektedir. TÜRK DENİZ KUVVETLERİ : HEDEF UÇAK GEMİSİ Türk Deniz Kuvvetleri’nin 6-10 yıllık orta vadeli planlaması içerisinde “İ” Sınıfı Fırkateynler, Muharebe Destek Gemisi, Yeni Nesil Mayın Avlama Gemileri ve Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Denizaltılar ile birlikte yer alan Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD/LHD) projesi hakkında bazı detaylar veriliyor. Güç aktarımı için uçak gemilerinden sonraki en etkin platformlar, bünyesinde sınırlı sayıda uçar unsur (helikopter/uçak/insansız hava aracı) bulunduran çok maksatlı Havuzlu Çıkarma/Helikopter Gemileri; ana vatan’dan uzak deniz alanlarında millî ya da çok uluslu harekâta uzun süre ana üs desteği olmadan aktif olarak katılabilecek, Kara Kuvvetleri/Deniz Piyade unsurlarını harekât bölgesine intikal ettirerek güç aktarımı/amfibi harekât yapabilecek, uçar unsurlarıyla karadaki harekâtı destekleyebilecek, denizde komuta kontrol merkezi olarak görev yapabilecek ve bünyesindeki hastane, hava ulaştırması, geniş muhabere yetenekleri ile kriz bölgelerine müdahalenin yanı sıra, ülkemizde veya diğer ülkelerde muhtemel bir tabii afette, acil yardım organizasyonuna katkı sağlayabilecek bir kuvvet çarpanı olarak değerlendiriliyor. Donanmamızın tarihi boyunca sahip olduğu en büyük platformları teşkil edecek Havuzlu Çıkarma/Helikopter gemilerimizin kullanımından edinilecek dersler, gelecekte tedarik edilebilecek uçak gemisi için de tecrübe birikimi sağlayacağı da yine belgede belirtilen hususlar arasında yer alıyor. Türk Deniz Kuvvetleri; Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD) tedarik edilmesi ile en az 7 bin deniz mili menzile sahip, 13 adet tank, 27 adet Zırhlı Amfibi Hücum Aracı, 6 adet Zırhlı Personel Taşıyıcı, 33 adet muhtelif araç, 15 adet römork, 4 adet 15 tonluk helikopter veya 3 adet İnsansız Hava Aracı ile savaş uçaklarının kalkışına olanak sağlayan ‘Ski-Jump’ olarak da adlandırılan rampanın inşa edilmesiyle uçaklarında görev yapabileceği dev bir platforma sahip olacak. 19 Ekim 2015
atmaca fuze deniz kuvvetleri denizaltı projesi dogu akdeniz türk deniz kuvvetleri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
webmaster forumu webmaster sitesi esenyurt escort ataköy escort beylikdüzü escort