MGK bildirisinde altı çizilen 1926 Ankara Anlaşması ne diyor

.

MGK bildirisinde altı çizilen 1926 Ankara Anlaşması ne diyor
MGK bildirisinde altı çizilen 1926 Ankara Anlaşması ne diyor OzelKuvvet.com
Bu içerik 10628 kez okundu.

Milli Güvenlik Kurulu, Irak’ın parçalanması anlamına gelen 25 Eylül referandumuna dün masaya yatırdı. Beştepe Külliyesi’nde gerçekleşen tarihi oturuma ABD dönüşü ayağının tozuyla Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlık etti. Toplantıda Irak’ın parçalanması durumunda Türkiye’ye bölgeye müdahale hakkı veren uluslararası ve ikili anlaşmalar ile askeri planlamalar da masaya yatırıldı.

3 saat 10 dakika süren toplantının ardından tarihi bir bildiri yayınlandı. Bildiride Irak’taki referandumun gayrimeşru ve kabul edilemez olduğu vurgulanarak, askeri müdahale sinyali verildi. Milli Güvenlik Kurulu sonrası yayınlanan bildiride altı çizilen "Türkiye'nin ikili anlaşmalardan ve uluslararası anlaşmalardan doğan hakları" ifade dikkat çekti.

 

Peki MGK bildirisinde özellikle altı kuvvetle çizilen bu uluslararası anlaşmalardan doğan hakkı neydi? Kritik detaylar 1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması'nın maddelerinde gizli.

Ankara Anlaşması nasıl imzalandı?

 

Ankara Anlaşması, 5 Haziran 1926 tarihinde Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk ilişkilerini düzenlemek için İngiltere ve Türkiye arasında Ankara'da imzalanan anlaşma.
 

Lozan Anlaşması'nın ardından Türkiye'nin uğraştığı sorunlar arasında Irak sınırı ve Musul sorunu yer alıyordu. İngiltere ile Türkiye arasındaki barışı tehlikeye sokan ve krizler yaratan Musul sorunu, zorlukla çözüldü.


Musul Sorunu, Osmanlı Devleti'ne bağlı Musul Vilayeti'nin toprak sorunudur.
 

Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı dönemde Musul, Osmanlı Devleti toprağıydı ve yüzyıllarca Türk egemenliğinde kalan Musul, Misak-ı Milli sınırları içinde yer alan bir topraktı.

Mondros Ateşkes Anlaşması'nın 7. maddesini kullanan İngiltere, anlaşmanın imzalanmasının ardından Musul'u işgal etti. Türkiye, Lozan Konferansı'nda Musul ve Kerkük'ün Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer aldığını belirterek İngiltere'nin Musul'dan çekilmesini ve Musul'un Türkiye'ye bırakılmasını talep etti.

 

Ancak İngiltere ise, Musul bölgesinin geleceğinin Milletler Cemiyeti'nin kararına bırakılmasını istedi. Musul sorununa çözüm getirmek için İngiltere ile ilk kez 1924 yılında İstanbul Haliç Konferansı'na görüşmeler düzenlendi. İngilizler, Musul'un yanı sıra Hakkari'yi de isteyince anlaşma olmadı.
 

İngilizler, anlaşmayı zorla kabul ettirmek için Türkiye'ye bazı olayları bahane ederek bir ültimatom verdi. Verilen ültimatomda, İngiltere'nin isteklerinin kabul edilmemesi durumunda askeri müdahalenin yapılacağı belirtildi.


15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz askerleri Musul'a asker çıkarıp işgal etmişti.
 

Türk hükümeti ise, İngiltere'nin verdiği ültimatoma karşılık olarak, olası bir askeri müdahalede sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü önlemi alacağını ve karşılığını vereceğini bildirdi.
 

Türk hükümetinin verdiği sert ve kesin karar karşısında cesaret edemeyen İngiltere herhangi bir harekette bulunmadı. 1926 yılında Milletler Cemiyeti'ne taşınan Musul sorunu, burada da çözülmedi ve Yüksek Adalet Divanı'na taşındı.
 

Burada da olumlu bir sonuç alınmayınca sonunda İngilizler ile Ankara'da yapılan görüşmeler sonucunda Ankara Anlaşması'nın imzalanmasına karar verildi. 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması, 7 Haziran 1926 tarihinde TBMM'de onaylandı ve kabul edildi.
 

Ankara Anlaşması ne diyor

Ankara Anlaşması, Irak’ın bölünmesi durumunda Türkiye’ye müdahale hakkı veriyor. 5 Haziran 1926’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında imzalanan anlaşmanın 1. Maddesinde Irak’ın sınırları tüm detayları ile çiziliyor. 5. Madde’de ise taraflar bu sınıra bağımlı kalacağını taahhüt ediyor. Referandumun gerçekleştirilmesi durumunda sınırlar değiştiği ve Irak taahhütlerini yerine getirmediği için Türkiye’ye müdahale hakkı doğuyor.

İşte anlaşmanın 1 ve 3. maddeleri:

Madde 1. Türkiye ile Irak arasında sınır, Milletler Cemiyetinin 29 Ekim 1924 günlü oturumunda kararlaştırılmış çizgiye uygun olarak, aşağıdaki biçimde kesinlikle belirtilmiştir. (Brüksel Sınır Çizgisinin Tanımı) Bununla birlikte, sözkonusu bu sınır Aşuta ve Alamun güneyinde, bu iki yeri birbirine bağlayan yolun Irak topraklarından geçen kesimini Türk toprakları içinde bırakmak üzere, değiştirilmiştir.

Madde 5. Bağıtlı taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır çizgisinin kesinliğini ve bozulmazlığını kabul ederek, bunu değiştirmeği amaçlayan her hangi bir girişime geçmekten sakınmayı yükümlenir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Katar ABD'den savaş uçağı alıyor!
Katar ABD'den savaş uçağı alıyor!
Türk topçuları Menbiç'i vuruyor
Türk topçuları Menbiç'i vuruyor
izmir escort